|
bâ (F.) [ 1 [با .ile. 2.sahip. ba’de (A.) [ بعد ] sonra. ba’dehu (A.) [ بعده ] daha sonra, ondan sonra. ba’delmîlâd (A.) [ بعدالميلاد ] milattan sonra, İsa’dan sonra. ba’demâ (A.) [ بعدما ] bundan böyle. ba’dezin (A.-F.) [ بعدازاین ] bundan sonra, bundan böyle. ba’s (A.) [ بعث ] diriliş. ba’süba’delmevt (A.) [ بعث بعد الموت ] ölümden sonra diriliş. ba’zan (A.) [ بعضا ] bazen, kimi zaman. bâb (A.) [ 1 [باب .kapı. 2.konu. 3.bölüm. bâbâ (F.) [ 1 [بابا .baba. 2.ata. bâbâyâne (F.) [ بابایانه ] babaca, babacan. bâbûne (F.) [ بابونه ] babuna, papatya. bâc (F.) [ 1 [باج .haraç. 2.vergi. 3.gümrük vergisi. bâcgîr (F.) [ باجگير ] vergi memuru. bâd (F.) [ 1 [باد .rüzgar, yel. 2.defa, kez. 3.yük. 4.olsun. bâdâm (F.) [ بادام ] badem. bâdbân (F.) [ بادبان ] yelken. 40 bâdbedest (F.) [ بادبدست ] eli boş, züğürt. bâdbîz (F.) [ بادبيز ] yelpaze. bâde (F.) [ 1 [باده .içki. 2.şarap. bâdefürûş (F.) [ باده فروش ] meyhaneci. bâdehâr (F.) [ باده خوار ] içki içen. bâdekeş (F.) [ باده کش ] şarap içen. bâdenûş (F.) [ باده نوش ] içki içen. bâdî (A.) [ بادی ] sebep olan, yol açan. bâdî olmak sebep olmak, yol açmak. bâdire (A.) [ بادره ] tehlikeli olay, felaket. bâdiye (A.) [ بادیه ] çöl. bâğ (F.) [ باغ ] bahçe, bağ. bağal (F.) [ بغل ] koltuk. bâğbân (F.) [ باغبان ] bahçıvan. bâğçe (F.) [ باغچه ] bahçe. bağçevan (F.) [ باغچوان ] bahçıvan. bağteten (A.) [ بغتة ] ansızın, birdenbire. bâh (A.) [ باه ] cinsel güç. bahâ (F.) [ بها ] değer, kıymet. bâhaber (F.-A.) [ باخبر ] haberli, haberdar. bahâdar (F.) [ بهادار ] kıymetli. bahâdır (F.) [ بهادر ] yiğit. bahâne (F.) [ 1 [بهانه .bahane. 2.sebep. 41 bahânecû (F.) [ بهانه جو ] bahaneci. bahâr (F.) [ 1 [بهار .ilkbahar. 2.bahar. 3.baharat. bahârî (F.) [ بهاری ] ilkbahar ile ilgili. bahâyim (A.) [ بهایم ] dört ayaklı hayvanlar. bahîl (A.) [ بخيل ] cimri. bâhired (F.) [ باخرد ] akıllı. bâhis (A.) [ باحث ] bahseden, söz eden. bahis (A.) [ 1 [بحث .konu. 2.tartışma. bahr -i siyâh [ بحر سياه ] Karadeniz. bahr (A.) [ بحر ] deniz. bahr -i ahdar [ بحر احضر ] Hint Okyanusu. bahr -i ahmer [ بحر احمر ] Kızıldeniz. bahr -i hazer [ بحر خزر ] Hazar Denizi. bahr -i kulzum [ بحر قلزم ] Kızıldeniz. bahr -i muhît-i atlasî [ بحر محيط اطلسی ] Atlas Okyanusu. bahr -i muhît-i kebîr [ بحر محيط کبير ] Büyük Okyanus. bahr -i mutavassıt [ بحر متوسط ] Akdeniz. bahs (A.) [ 1 [بحث .konu. 2.tartışma. bahs edilmek ele alınmak, söz edilmek. bahs etmek ele almak, söz etmek. bahş (F.) [ بخش ] bağışlayan. bahş edilmek 1.bağışlanmak. 2.verilmek. bahş etmek 1.bağışlamak. 2.vermek. 42 bahşâyiş (F.) [ 1 [بخشایش .bağışlama. 2.bağış, ihsan. bahşiş (F.) [ 1 [بخشش .bağış. 2.bahşiş. baht (F.) [ بخت ] talih. bahtiyârî (F.) [ بختياری ] bahtiyarlık. bâhûr (A.) [ باخور ] aşırı sıcak. bâhusus (F.-A.) [ باخصوص ] hele hele, özellikle. baîd (A.) [ بعيد ] uzak. bâis (A.) [ باعث ] yol açan, sebep olan. bâis olmak yol açmak, sebep olmak. bâjurnal (F.-Fr.) [ باژورنال ] tutanak ile. bâk (F.) [ باک ] korku. bakâyâ (A.) [ بقایا ] geriye kalanlar. bakıyye (A.) [ بقيه ] geriye kalan, bakiye. bâkî (A.) [ 1 [باقی .kalıcı, ölümsüz. 2.artan, geri kalan. bâkir (A.) [ باکر ] el sürülmemiş. bâkire (A.) [ باکره ] kızoğlan kız. bâl (F.) [ بال ] kanat. bâlâ (F.) [ 1 [بالا .yukarı, üst. 2.boy. bâlâbülend (F.) [ بالابلند ] uzun boylu. bâlâhâne (F.) [ بالاخانه ] tavan arası, çatı. bâlâpervaz (F.) [ بالاپرواز ] yükseklerden uçan. bâliğ (A.) [ 1 [بالغ .erişkin. 2.tutan, varan. bâliğ olmak 1.erişkin olmak. 2.tutmak, ulaşmak, varmak 43 bâlîn (F.) [ 1 [بالين .başucu. 2.yastık. bâliş (F.) [ بالش ] yastık. bâm (F.) [ بام ] dam, çatı. bâmazbata (F.-A.) [ بامضبطه ] tutanak ile. bâmdâd (F.) [ بامداد ] sabah, sabahleyin. bâmukâvele (F.-A.) [ بامقاوله ] sözleşme ile, sözleşmeli. bâng (F.) [ 1 [بانگ .ses. 2.haykırış. bânû (F.) [ 1 [بانو .bayan. 2.büyük hanım. bâr (F.) [ 1 [بار .yük. 2.defa, kez. 3.Tanrı. 4.meyva. 5.yağdıran. bâr vermek meyva vermek. bârân (F.) [ باران ] yağmur. bârapor (F.-Fr.) [ باراپور ] rapor ile birlikte, raporlu. bârber (F.) [ باربر ] hamal. bâre (F.) [ 1 [باره .defa. 2.sur. bârgâh (F.) [ 1 [بارگاه .yüksek huzur, padişah huzuru. 2.otağ. bârgîr (F.) [ بارگير ] beygir. bârî (F.) [ باری ] hiç olmazsa, en azından. bârid (A.) [ بارد ] soğuk. bârîk (F.) [ باریک ] ince. bârika (A.) [ بارقه ] şimşek. bâriz (A.) [ بارز ] belirgin. bârû (F.) [ بارو ] burç, hisar burcu. bârver (F.) [ 1 [بارور .verimli. 2.meyvalı.
|
basar (A.) [ 1 [بصر .görme. 2.görme yetisi. basîret (A.) [ بصيرت ] görüş, ileriyi görme gücü. basît (A.) [ 1 [بسيط .sade. 2.kolay. bast (A.) [ بسط ] yayma. batâet (A.) [ بطائت ] ağırlık, yavaşlık. bâtakrîr (F.-A.) [ باتقریر ] rapor halinde. bâtıl (A.) [ 1 [باطل .hükümsüz. 2.boş. batın (A.) [ 1 [بطن .karın. 2.kuşak, nesil. bâtınen (A.) [ باطنا ] işin iç yüzünde. batî (A.) [ بطی ] ağır, yavaş. batn (A.) [ 1 [بطن .karın. 2.kuşak, nesil. batt (A.) [ بط ] kaz. battal (A.) [ 1 [بطال .yiğit. 2.köhnemiş. 3.hantal. bâvekar (F.-A.) [ باوقار ] ağırbaşlı. bâyi (A.) [ بایع ] satıcı. bayrakdâr (A.-F.) [ بيدقدار ] bayraktar, sancaktar. baytâr (A.) [ بيطار ] veteriner. bâz (F.) [ 1 [باز .tekrar. 2.açık. 3.doğan. bazargâh (F.) [ بازارگاه ] pazar yeri. bazen (A.) [ بعضا ] kimi zaman bazı (A.) [ بعض ] kimi. bâzî (F.) [ بازی ] oyun. bâzîçe (F.) [ بازیچه ] oyuncak. 45 bâzû (F.) [ 1 [بازو .kol. 2.güç. be’s (A.) [ بأس ] zarar, kötü yan. bebr (F.) [ ببر ] kaplan. becâ (F.) [ بجا ] yerinde. becâyiş (F.) [ بجایش / bîdâdger (F.) [ بيدادگر ] zalim. bîdâr (F.) [ بيدار ] uyanık. bîdârbaht (F.) [ بيداربخت ] talihli. bidâyet (A.) [ بدایت ] başlangıç. bidâyette (A.-T.) [d] başlangıçta. bîd-i mecnûn [ بيد مجنون ] salkımsöğüt. bîdil (F.) [ بيدل ] aşık. bîdin (F.-A.) [ بی دین ] dinsiz. bîedeb (F.-A.) [ بی ادب ] terbiyesiz, edepsiz. bîeman (F.) [ بی امان ] amansız. bîendişe (F.) [ بی اندیشه ] düşünmeyen, umursamayan. bîgâne (F.) [ بيگانه ] yabancı. bîgüman (F.) [ بی گمان ] kuşkusuz. bîgünah (F.) [ 1 [بی گناه .günahsız. 2.suçsuz. bîh (F.) [ بيخ ] kök. bîhaber (F.-A.) [ بی خبر ] habersiz. bîhadd (F.-A.) [ بی حد ] sınırsız. bihakkın (A.) [ بحق ] hakkıyla, hak ederek. bihamdillah (A.) [ بحمدالله ] Allah’a şükürler olsun. bihâr (A.) [ بحار ] denizler. bîhareket (F.-A.) [ بی حرکت ] hareketsiz. bîhâsıl (F.-A.) [ بی حاصل ] sonuçsuz. bîhayâ (F.-A.) [ بی حيا ] utanmaz, hayasız. 57 bîhayat (F.-A.) [ بی حيات ] cansız, yaşamayan. bihâzelemr (A.) [ بهذا الامر ] buna göre, bu durumda, böylelikle. bihbûd (F.) [ بهبود ] sağlık. bîhemtâ (F.) [ بی همتا ] benzersiz. bîhesâb (F.-A.) [ بی حساب ] hesapsız, sonsuz. bîhiss (F.-A.) [ بی حس ] hissiz, duygusuz. bihişt (F.) [ بهشت ] cennet. bîhod (F.) [ 1 [بيخود .baygın. 2.kendine olmama, kendinden geçme. bihter (F.) [ بهتر ] daha iyi. bîhude (F.) [ بيهده ] boşuna, beyhude. bîinsâf (F.-A.) [ بی انصاف ] insafsız. bîkâr (F.) [ 1 [بيکار .işsiz. 2.bekar. bîkarâr (F.-A.) [ بی قرار ] kararsız. bikr (A.) [ 1 [بکر .el sürülmemiş. 2.yepyeni, orijinal. bîl (F.) [ بيل ] bel. bilâd (A.) [ 1 [بلاد .beldeler. 2.memleketler. bilâfâsıla (A.) [ بلافاصله ] aralıksız, kesintisiz. bilâhareket (A.) [ بلاحرکت ] hareketsiz, hareket etmeden. bilâhere (A.) [ 1 [بالآخره .sonradan. 2.sonunda, nihayet. bilâinkıtâ (A.) [ بلاانقطاع ] kesintisiz, aralıksız. bilâkayt (A.) [ بلاقيد ] kayıtsız şartsız, kesin. bilakis (A.) [ بالعکس ] aksine, tersine. bilâmâni’a (A.) [ بلامانعه ] engelsiz 58 bilâmazeret (A.) [ بلامعذرت ] mazeretsiz, özür bildirmeksizin. bilâmerhamet (A.) [ بلامرحمت ] acımasızca. bilâmühlet (A.) [ بلامهلت ] zaman tanımadan, süre vermeden. bilâpervâ (A.-F.) [ بلاپروا ] korkusuzca. bilâşikâyet (A.) [ بلاشکایت ] şikayet etmeden. bilâte’ehhür (A.) [ بلاتأخر ] gecikmeden. bilâtefrik (A.) [ بلاتفریق ] hiçbir ayırım gözetmeksizin. bilâtehlike (A.) [ بلاتهلکه ] tehlikesizce. bilâteminat (A.) [ بلاتأمينات ] güvencesiz, teminatsız. bilâücret (A.) [ بلاأجرت ] parasız, ücretsiz. bilcümle (A.) [ بالجمله ] tümüyle. bilfarz (A.) [ بالفرض ] diyelim ki. bilfiil (A.) [ بالفعل ] gerçekten, yaparak, katılarak, bizzat. bilhassa (A.) [ بالخاصه ] özellikle, hele hele. biliktizâ (A.) [ بالاقتضا ] gerektiğinden. bililtizâm (A.) [ بالالتزام ] bilerek, bile bile. bilistifade (A.) [ بالاستفاده ] yararlanarak, istifade ederek. bilistihsâl (A.) [ بالاستحصال ] alarak, elde ederek. biliştirâk (A.) [ بالاشتراک ] katılarak. billûr (A.) [ بلور ] kristal. bilmecbûriye (A.) [ بالمجبئریه ] zorunlu olarak, mecburen. bilmukabele (A.) [ بالمقابله ] karşılığında, aynen, mukabele ederek, mukâbil olarak. bilmünâsebe (A.) [ بالمناسبه ] bir münasebetle, sırası geldiğinde. 59 bilmünâvebe (A.) [ بالمناوبه ] dönüşümlü. bilmüzakere (A.) [ بالمذاکره ] görüşülerek. bilumum (A.) [ بالعموم ] tüm, bütün. bilvâsıta (A.) [ بالواسطه ] dolaylı olarak. bîm (F.) [ بيم ] korku. bîma’nâ (F.-A.) [ بی معنی ] anlamsız. bîmâr (F.) [ بيمار ] hasta. bîmârân (F.) [ بيماران ] hastalar. bîmecâl (F.-A.) [ بی مجال ] takatsiz, dermansız. bîmekân (F.-A.) [ 1 [بی مکان .yersiz. 2.aylak. bîmerhamet (F.-A.) [ بی مرحمت ] acımasız. bîmeze (F.) [ بی مزه ] lezzetsiz, tatsız. bîmihr (F.) [ بی مهر ] sevgisiz, şefkatsiz. bîmisâl (F.-A.) [ بی مثال ] benzersiz. bîmuhâbâ (F.-A.) [ بی محابا ] çekinmeden. bîmübâlât (F.-A.) [ بی مبالات ] kayıtsız, umursamaz. bîmürüvvet (F.-A.) [ بی مروت ] mürüvvetsiz. bin (A.) [ بن ] oğul. binâ (A.) [ بناء ] yapı. bînâ (F.) [ بينا ] gören, iyi gören. binâberin (A.-F.) [ بنابرین ] bundan dolayı, buna dayanarak. binâen (A.) [ بناء ] dayanarak, göre. binâenaleyh (A.) [ بناء عليه ] bu yüzden, bundan dolayı.
|
bînâm (F.) [ بينام ] adsız, tanınmamış. bînamaz (F.) [ بی نماز ] beynamaz. bînasîb (F.-A.) [ بی نصيب ] nasipsiz, kısmetsiz. bînazîr (F.-A.) [ بی نظير ] benzersiz. bînemek (F.) [ بی نمک ] tuzsuz. bînevâ (F.) [ 1 [بينوا .zavallı. 2.yoksul. bînî (F.) [ بينی ] burun. bînihaye (F.-A.) [ بی نهایه ] sonsuz, bitmez tükenmez. binnetice (A.) [ بالنتيجه ] sonuçta, sonuç olarak. binnisbe (A.) [ بالنسبه ] bir dereceye kadar, nispeten. bint (A.) [ بنت ] kız. bîpâyân (F.) [ بی پایان ] sonsuz. bîpervâ (F.) [ 1 [بی پروا .korkusuz. 2.çekinmeden. bir gûna (T.-F.) [ ] hiçbir, herhangi bir. bir nevi (T.-A.) [ ] adeta, bir bakıma. birâder (F.) [ برادر ] erkek kardeş. bîrahm (F.-A.) [ بی رحم ] merhametsiz, acımasız. bîrayb (F.-A.) [ بی ریب ] kuşkusuz. birinc (F.) [ برنج ] pirinç. birişte (F.) [ برشته ] kavrulmuş. bîrûn (F.) [ 1 [بيرون .dış. 2.dışarı. biryân (F.) [ بریان ] kebap. bisât (A.) [ بساط ] yaygı. 61 bîsebat (F.-A.) [ بی ثبات ] dayanıksız. bîsebeb (F.-A.) [ بی سبب ] dayanıksız. bîser (F.) [ بی سر ] başsız. bîst (F.) [ بيست ] yirmi. bister (F.) [ بستر ] yatak. bîsûd (F.) [ بی سود ] yararsız. bisyâr (F.) [ بسيار ] çok. bîşe (F.) [ بيشه ] orman. bîşerm (F.) [ بی شرم ] orman. bîşuur (F.-A.) [ بی شعور ] bilinçsiz. bîşübhe (F.-A.) [ بی شبهه ] kuşkusuz, şüphesiz. bîşümâr (F.) [ بی شمار ] sayısız. bîtâb (F.-A.) [ بيتاب ] yorgun, takatsiz. bîtâb kalmak bitkin düşmek. bîtâbane (F.) [ بيتابانه ] bitkince. bitamâmihâ (A.) [ بتمامها ] tümüyle, tamamen. bîtaraf (F.-A.) [ بی طرف ] tarafsız. bîtarafâne (F.-A.) [ بی طرفانه ] tarafsızca, yan tutmadan. bittab’ (A.) [ بالطبع ] doğal olarak. bittafsîl (A.) [ بالتفصيل ] ayrıntılı olarak, uzun uzadıya. bittamâm (A.) [ بالتمام ] tümüyle. bîve (F.) [ بيوه ] dul. bîvefâ (F.-A.) [ بی وفا ] vefasız. 62 bîvezen (F.) [ بيوه زن ] dul kadın. bîzâr (F.) [ بيزار ] bıkmış, usanmış. bîzâr olmak bıkmak, usanmak. bizâtihi (A.) [ بذاته ] kendiliğinden. bizzarûre (A.) [ بالضروره ] zorunlu olarak. bostân (F.) [ بوستان ] bahçe. bû (F.) [ بو ] koku. bu’d (A.) [ 1 [بعد .uzaklık. 2.boyut. bu’diyet (A.) [ بعدیت ] uzaklık, mesafe. bûd (F.) [ بود ] varlık. buğrâ (F.) [ بغرا ] turna. buhalâ (A.) [ بخلا ] cimriler. buhâr (A.) [ بخار ] buğu, buhar. buhl (A.) [ بخل ] cimrilik. buhrân (A.) [ بحران ] bunalım, kriz. buht (A.) [ بهت ] şaşkınlık. buhûr (F.) [ بخور ] tütsü. buhurdan (F.) [ بخوردان ] tütsülük, tütsü kabı. buk’a (A.) [ 1[بقعه .yer, diyar. 2.ülke. buk’avî (A.) [ بقعوی ] yerel. bûm (F.) [ 1 [بوم .yer. 2.ülke. bûm (F.) [ بوم ] baykuş. bûmehen (F.) [ بومهن ] deprem. 63 bundan mâada (T.-A.) [dan+m] bundan başka, bunun yanısıra. bûr (F.) [ بور ] kumral. burc (A.) [ 1 [برج .burç. 2.yıldız kümesi. burhan (A.) [ برهان ] kanıt, delil. bûriya (F.) [ بوریا ] hasır. burûc (A.) [ بروج ] burçlar. burûdet (A.) [ برودت ] soğukluk. bûs etmek öpmek. bûse (F.) [ بوسه ] öpücük. bûstân (F.) [ بوستان ] bahçe. bûte (F.) [ 1 [بوته .çalı çırpı. 2.pota. bûtimar (F.) [ بوتيمار ] balıkçıl, botimar. butlân (A.) [ 1 [بطلان .boşluk, anlamsızlık. 2.yalan. butûn (A.) [ 1 [بطون .karınlar. 2.kuşaklar, nesiller. bûy (F.) [ بوی ] koku. bûydâr (F.) [ بویدار ] kokulu. bûzîne (F.) [ بوزینه ] maymun. bühtân (A.) [ بهتان ] iftira. bühtân etmek iftira etmek. bükâ (A.) [ بکاء ] ağlama. bülaceb (A.) [ بوالعجب ] şaşılacak şey. büldân (A.) [ بلدان ] beldeler, diyarlar, ülkeler. büleğâ (A.) [ بلغاء ] belagat sahipleri. 64 bülend (F.) [ 1 [بلند .yüksek. 2.yüce. bülendbâlâ (F.) [ بلندبالا ] uzun boylu. bülendpervâz (F.) [ 1 [بلندپرواز .yükseklerden uçan. 2.şerefli. bülheves (A.) [ بوالهوس ] maymun iştahlı. bülûğ (A.) [ بلوغ ] erginlik. bün (F.) [ 1 [بن .kök. 2.dip. 3.temel. bünyâd (F.) [ 1 [بنياد .temel, kök. 2.yapı, bina. bünye (A.) [ بنيه ] yapı. bünyeviyat (A.) [ بنيویات ] bünye ile ilgili bilim dalı, morfoloji. bürdbâr (F.) [ بردبار ] sabırlı. bürde (A.) [ برده ] hırka. bürhân (A.) [ برهان ] kanıt. bürîde (F.) [ بریده ] kesik. bürka (A.) [ برقع ] peçe. bürnâ (F.) [ برنا ] genç. bürrân (F.) [ بران ] keskin. bürûdet (A.) [ برودت ] soğukluk. bürûz (A.) [ بروز ] ortaya çıkma. büstân (F.) [ بستان ] bahçe. büşrâ (A.) [ بشرا ] müjde. büt (F.) [ بت ] put. büthâne (F.) [ بت خانه ] puthane. bütperest (F.) [ بت پرست ] putperest, puta tapan. 65 bütûn (A.) [ 1 [بطون .karınlar. 2.kuşaklar, nesiller. büyût (A.) [ 1 [بيوت .evler. 2.beyitler. büz (F.) [ بز ] keçi. büzdil (F.) [ بزدل ] ödlek. büzûr (A.) [ بذور ] tohumlar. büzürg (F.) [ 1 [بزرگ .büyük. 2.ulu. büzürgân (F.) [ 1 [بزرگان .büyükler. 2.ulular. büzürgzâde (F.) [ بزرگ زاده ] seçkin kişinin çocuğu, asilzade, kişizade.
|