|
mâ (A.) [ ما ] su. mâ (F.) [ ما ] biz. ma’âyib (A.) [ معایب ] kusurlar, ayıplar. ma’ber (A.) [ معبر ] geçit. ma’ni (A.) [ معنی ] anlam. ma’raz (A.) [ معرض ] sergi. ma’reke (A.) [ معرکه ] savaş alanı. ma’şerî (A.) [ معشری ] kollektif. maâbid (A.) [ معابد ] mabetler, ibadet yerleri. maâbir (A.) [ معابر ] geçitler. maâd (A.) [ 1 [ معاد .dönüş yeri. 2.ahiret. mâadâ (A.) [ ماعدا ] dışında, -den başka, başka, öte, yanı sıra. maâdin (A.) [ معادن ] madenler. maalesef (A.) [ مع الأسف ] ne yazık ki. maalmemnûniye (A.) [ مع الممنونيه ] seve seve. maânî (A.) [ معانی ] anlamlar. maârif (A.) [ 1 [ معارف .bilimler. 2.kültür. 3.Millî Eğitim Bakanlığı. maarif nezareti millî eğitim bakanlığı. maâş (A.) [ 1 [ معاش .geçim. 2.aylık. 271 maatteessüf (A.) [ مع التأسف ] ne yazık ki, üzülerek, maalesef. maazâlik (A.) [ مع ذلک ] bununla birlikte. maâzallah (A.) [ معاذ الله ] Allah esirgesin. mâba’dut-tabîa (A.) [ مابعدالطبيعه ] fizik ötesi, doğa ötesi. mâba’duttabîiyye (A.) [ مابعدالطبيعيه ] metafizik, doğa ötesi. mâbad (A.) [ مابعد ] sonraki. mâbadı var (A.-T.) devam edecek, sürecek, arkası var. mabed (A.) [ 1 [ معبد .tapınak. 2.ibadethane. mâbeyn (A.) [ 1 [ مابين .arası. 2.padişah sarayı. mabud (A.) [ معبود ] ibadet edilen, mâcera (A.) [ 1 [ ماجرا .cereyan eden. 2.serüven. mâceraperest (A.-F.) [ ماجراپرست ] maceracı. maceraperestî (A.-F.) [ ماجراپرستی ] maceracılık, maceraperestlik. mâdâmülhayat (A.) [ مادامالحيات ] ömür boyu. madde be madde (A.-F.) [ ماده بماده ] madde madde. maddî (A.) [ 1 [ مادی .madde ile ilgili. 2.materyalist. maddiyet (A.) [ مادیت ] maddîlik. maddiyye (A.) [ 1 [ مادیه .madde ile ilgili. 2.matetaryalist. mâde (F.) [ ماده ] dişi. mâdelet (A.) [ معدلت ] adalet. madeniyyât (A.) [ معدنيات ] madencilik bilimi, mineraloji. mâder (F.) [ مادر ] anne. maderî (F.) [ مادری ] anne ile ilgili, ana tarafı. 272 mâderzâd (F.) [ مادرزاد ] anadan doğma. mâdiyân (F.) [ مادیان ] kısrak. madûd (A.) [ معدود ] sayılı. madûd olmak sayılmak. mâdum (A.) [ معدوم ] yok olmuş. mâdumiyet (A.) [ معدوميت ] yokluk. mâdun (A.) [ مادون ] ast, aşağıda, alt. mâfevk (A.) [ مافوق ] üst, üstü, yukarısı. mafsal (A.) [ مفصل ] eklem. magâre (A.) [ مغاره ] mağara. mağâk (F.) [ 1 [ مغاک .çukur. 2.mezar. mağâzî (A.) [ 1 [ مغازی .savaşlar, gazalar. 2.savaş öyküleri. mağbûn (A.) [ مغبون ] aldatılmış. mağdûr (A.) [ مغدور ] haksızlığa uğramış. mağdur etmek haksızlığa uğratarak zor durumda bırakmak. mağdur olmak haksızlığa uğramayarak zor durumda kalmak. mağduriyet (A.) [ مغدوریت ] haksızlığa uğrama, mağdur olma. mağfiret (A.) [ مغفرت ] yarlıgama. mağfiret etmek yarlıgamak. mağfur (A.) [ مغفور ] yarlıganmış. mağlata (A.) [ مغلطه ] laf salatası, yanıltmaca. mağlub (A.) [ مغلوب ] yenik. mağmûm (A.) [ مغموم ] gamlı, kederli. 273 mağrib (A.) [ 1 [ مغرب .batı. 2.akşam namazı. 3.Kuzeybatı Afrika. 4.Fas. mağrur (A.) [ مغرور ] gururlu, kendini beğenmiş. mağrûr olmak gururlanmak. mağrûrane (A.-F.) [ مغرورانه ] gururlanarak, kendini beğenerek. mağsub (A.) [ مغصوب ] gaspedilmiş. mağşuş (A.) [ مغشوش ] karışmış. mağz (F.) [ 1 [ مغز .beyin. 2.iç, öz. 3.ilik. mağzûb (A.) [ مغضوب ] gazaba uğratılmış. mâh (F.) [ ماه ] ay. mahabbet (A.) [ محبت ] sevgi. mahabbet eylemek sevmek. mahâfil (A.) [ 1 [ محافل .mahfiller. 2.toplantı yerleri. mahâkim (A.) [ محاکم ] mahkemeler. mahal (A.) [ محل ] yer. mahall (A.) [ محل ] yer. mahallî (A.) [ 1 [ محلی .yerel. 2.yerli. mahalliye (A.) [ محليه ] yerel. mâhâne (F.) [ ماهانه ] aylık. mahâret (A.) [ مهارت ] beceri. mâhasal (A.) [ ماحصل ] sonuç. mahâsin (A.) [ محاسن ] iyilikler, güzellikler. mâhazar (A.) [ ماحضر ] hazırda olan. mahâzin (A.) [ مخازن ] mahzenler. 274 mahâzîr (A.) [ محاذیر ] sakıncalar. mahbes (A.) [ محبس ] hapishane. mahbûb (A.) [ 1 [ محبوب .sevilen. 2.sevgili. mahbus (A.) [ 1 [ محبوس .hapsedilmiş. 2.hapishane. mahcûb (A.) [ 1 [ محجوب .örtülmüş. 2.utangaç. mahcûb etmek utandırmak. mahcûb olmak utanmak. mahcûbiyet (A.) [ محجوبيت ] utangaçlık. mahcûz (A.) [ محجوظ ] hacizli. mahcûz olmak haczedilmek. mahdud (A.) [ محدود ] sınırlı, kasıtlı. mahdum (A.) [ مخدوم ] oğul. mâhe (F.) [ ماهه ] matkap. mahfaza (A.) [ محفظه ] kutu, kap. mahfî (A.) [ مخفی ] gizli. mahfil (A.) [ 1 [ محفل .toplantı yeri. 2.cami mahfili. mahfiyyen (A.) [ مخفيا ] gizlice. mahfuz (A.) [ محفوظ ] korunmuş, saklanmış. mâh-ı nev (F.) [ ماه نو ] hilal, ay. mâh-ı sipihr [ ماه سپهر ] ay, gökyüzündeki ay. mâhî (F.) [ ماهی ] balık. mahir (A.) [ ماهر ] becerili, maharetli. mahiyet (A.) [ ماهيت ] asıl, esas, içyüzü. 275 mahkûk (A.) [ محکوک ] kazılmış, kazılarak yazılmış, yontulmuş. mahkum (A.) [ محکوم ] hüküm giymiş. mahkûm etmek hüküm giydirmek. mahkum olmak hüküm giymek. mahlas (A.) [ مخلص ] takma ad. mahlû (A.) [ مخلوع ] tahttan indirilmiş. mahluk (A.) [ مخلوق ] yaratık. mahlul (A.) [ محلول ] erimiş, çözülmüş, hallolmuş. mahlut (A.) [ مخلوط ] karışık. mahmûd (A.) [ 1 [ محمود .övülmüş. 2.hamd edilmiş. mahmul (A.) [ محمول ] yüklü. mahmur (A.) [ مخمور ] uykulu, baygın. mâhpâre (F.) [ 1 [ ماه پاره .ay parçası. 2.çok güzel. mahrec (A.) [ مخرج ] çıkış yeri. mahrem (A.) [ 1 [ محرم .nikah düşmeyen. 2.gizli. mâhru (F.) [ ماهرو ] ay yüzlü, güzel yüzlü. mahruk (A.) [ محروق ] yanık, yanmış. mahrûkat (A.) [ محروقات ] yakacak. mahrum (A.) [ محروم ] yoksun. mahrum etmek yoksun bırakmak. mahrum olmak yoksun kalmak. mahrumiyet (A.) [ محروميت ] yoksunluk, mahrumluk. mahrut (A.) [ مخروط mahsûb (A.) [ محسوب ] hesap edilen. mahsûl (A.) [ محصول ] ürün, sonuç. mahsur (A.) [ محصور ] kuşatılmış. mahsus (A.) [ 1 [ مخصوص .özgü, ayrılmış. 2.bilerek. mahsûs (A.) [ مخصوص ] hissedilen, hissedilir. mahşer (A.) [ 1 [ محشر .kıyamet yeri. 2.aşırı kalabalık. mâhtâb (F.) [ ماهتاب ] mehtap. mahtûm (A.) [ مختوم ] mühürlü. mahtût (A.) [ 1 [ مخطوط .yazılı. 2.çizili. mahv (A.) [ 1 [ محو .yok etme. 2.yok olma. mahvetmek (A.-T.) yok etmek. mahz (A.) [ محض ] sırf, sade, tam. mahzar (A.) [ 1 [ محضر .huzur, kat. 2.görünüş. mahzun (A.) [ محزون ] hüzünlü. mahzun etmek hüzünlendirmek. mahzun olmak hüzünlenmek. mahzûnane (A.-F.) [ محزونانه ] hüzünlü bir halde. mahzur (A.) [ محذور ] sakınca. mahzur görmek sakıncalı bulmak. mahzûzat (A.) [ محظوظات ] hoşa gidecek şeyler. mâî (A.) [ 1 [ مائی .su ile ilgili. 2.mavi. mâ-i mukattar [ ماء مقطر ] damıtık su. mâide (A.) [ مائده ] sofra. 277 mâil (A.) [ 1 [ مائل .eğilimli, istekli. 2.eğimli, meyilli. 3.çalan. mâil olmak eğilim göstermek. maîşet (A.) [ معيشت ] geçim, dirlik. maiyyet (A.) [ معيت ] birlik, beraberlik, yanında bulunma. mak’ad (A.) [ 1 [ مقعد .makat, kıç. 2.minder. makâbir (A.) [ مقابر ] mezarlar, kabirler. mâkabl (A.) [ ماقبل ] önceki, önü. mâkablettârih (A.) [ ماقبل التاریخ ] tarih öncesi. makâl (A.) [ مقال ] söz. makam (A.) [ 1 [ مقام .yer. 2.kat, huzur. 3.musikî makamı makâmat (A.) [ مقامات ] makamlar. makarr (A.) [ 1 [ مقر .başkent. 2.merkez. makâsıd (A.) [ مقاصد ] maksatlar. makber (A.) [ مقبر ] mezar. makbere (A.) [ مقبره ] mezar. makbul (A.) [ مقبول ] kabul edilen, beğenilen. makbuz (A.) [ 1 [ مقبوض .alınmış. 2.alındı belgesi. makdem (A.) [ مقدم ] gelme, geliş. makdur (A.) [ 1 [ مقدور .güç. 2.elden gelen. makes (A.) [ معکس ] yansıma yeri. makes bulmak (A.-T.) yansımak, yansıyacak yer bulmak. makes olmak (A.-T.) yansıtmak, yansıma yeri olmak. makhûr (A.) [ 1 [ مقهور .kahrolmuş, yenilmiş. 2.gazaba uğramış. 278 mâkiyan (F.) [ ماکيان ] tavuk. makrun (A.) [ مقرون ] yakın. maksad (A.) [ مقصد ] amaç.) maksûd (A.) [ مقصود ] istenilen, maksat. makta (A.) [ 1 [ مقطع .kesim yeri. 2.kesit.) maktel (A.) [ 1 [ مقتل .öldürme yeri. 2.ünlü birinin ölümü üzerine yazılan şiir. maktû (A.) [ 1 [ مقطوع .kesilmiş, kesik. 2.pazarlık yapılmaz. maktül (A.) [ مقتول ] öldürülen. maktül olmak öldürülmek. mâkul (A.) [ معقول ] akla uygun. makûlat (A.) [ معقولات ] aklî bilgiler. makûle (A.) [ مقوله ] kategori. makûs (A.) [ 1 [ معکوس .ters. 2.uğursuz. mal (A.) [ 1 [ مال .mal. 2.servet. mâlâmâl (F.) [ مالامال ] dopdolu. mâlî (A.) [ 1 [ مالی .mal ile ilgili. 2.maliye ile ilgili. mâlihulya (Yun.-A.) [ مالی خوليا ] melankoli. mâlik (A.) [ مالک ] sahip. mâlikiyet (A.) [ مالکيت ] sahip olma. maliye (A.) [ ماليه ] devletin gelir ve gider işlerini takip eden bakanlık ve ona bağlı daireler. malûl (A.) [ معلول ] özürlü, hastalıklı. malûlen (A.) [ معلولا ] sakatlanmış olarak, özürlü olarak. 279 malûlîn (A.) [ معلولين ] hastalar, sakatlar. malûm (A.) [ معلوم ] bilinen. malûm olmak anlaşılmak, bilinmek. malûmat (A.) [ معلومات ] bilgi. malûmatfurûş (A.-F.) [ معلومات فروش ] bilgiçlik taslayan. malûmatfurûşluk (A.-F.-T.) bilgiçlik taslama. malûmatfurûşluk etmek bilgiçlik taslamak. mâmafih (A.) [ مع مافيه ] bununla birlikte. mâmelek (A.) [ ماملک ] sahip olunan. mamûl (A.) [ 1 [ معمول .yapılmış, imal edilmiş. 2.alışılmış. mamûlat (A.) [ معمولات ] imal edilenler. mamûlün fevkinde alışılmışın ötesinde. mamûr (A.) [ معمور ] bayındır, imar edilmiş. mamûr edilmek bayındırlaştırılmak, imar edilmek. mamûr etmek bayındırlaştırmak. mamûr olmak bayındır olmak. mamûre (A.) [ معموره ] bayındır yer. mamûriyet (A.) [ معموریت ] bayındırlık. mana (A.) [ معنی ] anlam. manalandırmak anlam kazandırmak. manen (A.) [ 1 [ معنا .mana yolu ile. 2.gönülden. mânend (F.) [ مانند ] gibi. manevî (A.) [ 1 [ معنوی .anlam ile ilgili. 2.ruh ile ilgili. 280 maneviyat (A.) [ 1 [ معنویات .manaya dayalı şeyler. 2.moral değerler. mani (A.) [ معنی ] engel. mani olmak engel olmak. mânia (A.) [ مانعه ] engel. manidar (A.-F.) [ معنی دار ] anlamlı. mansıb (A.) [ منصب ] devlet memuriyetindeki makam. mansıbdar (A.-F.) [ منصبدار ] makam sahibi devlet memuru. mansur (A.) [ منصور ] Tanrı’nın yardımıyla zafer kazanan. mantıkan (A.) [ منطقا ] mantık bakımından. mantıkî (A.) [ منطقی ] mantıklı. mantıkiyyûn (A.) [ منطقيون ] mantıkçılar, mantık bilginleri. manzar (A.) [ 1 [ منظر .seyir yeri. 2.görünüş. 3.yüz. manzara (A.) [ منظره ] görünüm. manzum (A.) [ منظوم ] nazmedilmiş. manzûmât (A.) [ منظومات ] manzumeler. manzûme (A.) [ 1 [ منظومه .dizilmiş. 2.vezinli söz, şiir. 3.sistem. manzur (A.) [ 1 [ منظور .bakılan. 2.dikkat çeken. manzur olmak görülmek, göze çarpmak. mâr (F.) [ مار ] yılan. maraz (A.) [ مرض ] hastalık. marazî (A.) [ مرضی ] hastalıklı, hastalkla ilgili. mârgîr (F.) [ مارگير ] yılancı, yılan tutan. marifet (A.) [ 1 [ معرفت .bilme. 2.ustalık, beceri. 3.aracı. mariz (A.) [ مریض ] hasta. mârpîç (F.) [ مارپيچ ] marpuç, nargile marpucu. maruf (A.) [ 1 [ معروف .bilinen. 2.ünlü, tanınmış. marûf olmak tanınmak, bilinmek. maruz (A.) [ 1 [ معروض .arzedilen, sunulan. 2.karşı karşıya kalma, tutulma. maruz olmak karşı karşıya kalmak. maruzat (A.) [ معروضات ] sunulanlar, arzedilecek şeyler. mâsabak (A.) [ ماسبق ] geçen, geçmiş. masâri (A.) [ مصارع ] dizeler, mısralar. maşuka (A.) [ معشوقه ] (bayan) sevgili. matbaa (A.) [ مطبعه ] basımevi. matbah (A.) [ مطبخ ] mutfak. matbû (A.) [ 1 [ مطبوع .basılı. 2.hoşa giden, hoş. 283 matbûat (A.) [ 1 [ مطبوعات .basın. 2.basılı şeyler. mâtem (A.) [ ماتم ] yas. mâtem tutmak yas tutmak. mâtemdar (A.-F.) [ ماتمدار ] yaslı. mâtemî (A.-F.) [ ماتمی ] yaslı. mâtemli (A.-T.) yaslı. mâtemserâ (A.-F.) [ ماتمسرا ] yas tutulan ev. mâtemzede (A.-F.) [ ماتم زده ] yaslı. matla (A.) [ 1 [ مطلع .doğuş yeri. 2.kaside ve gazelin ilk beyti. matlab (A.) [ 1 [ مطلب .konu. 2.istek. matlub (A.) [ 1 [ مطلوب .istenilen, aranan. 2.alacak. matlûb etmek istemek. matrûd (A.) [ مطرود ] kovulmuş.
|
matrûş (A.) [ 1 [ مطروش .sakalsız. 2.tıraşlanmış. matuf (A.) [ معطوف ] yönelik, çevrili. matûh (A.) [ معتوه ] bunak, bunamış. matûhe (A.) [ معتوهه ] bunak, bunamış (bayan). mâvaka (A.) [ ماوقع ] olup biten. mâverâ (A.) [ 1 [ ماورا .öte, ötesinde. 2.ahiret, öbür dünya. mavtın (A.) [ موطن ] yurt tutulan yer. mâye (F.) [ 1 [ مایه .maya. 2.para. 3.mal. 4.güç. mâyedar (F.) [ 1 [ مایه دار .mayalı. 2.paralı. 3.mal sahibi. 4.güçlü. mâyi (A.) [ مایع ] sıvı. 284 mayûb (A.) [ 1 [ معيوب .kusurlu. 2.ayıplanmış. mazanna (A.) [ 1 [ مظنه .ermiş sanılan.2.zan altındaki. mazarrat (A.) [ 1 [ مضرت .zarar verme. 2.zarar. mazarrât (A.) [ مضرات ] zararlar. mazbata (A.) [ مضبطه ] tutanak. mazbata tanzim etmek tutanak düzenlemek. mazbut (A.) [ 1 [ مضبوط .zaptedilmiş. 2.kayda geçirilmiş. 3.derli toplu. 4.sağlam. mazbutat (A.) [ مضبوطات ] kayda geçirilenler. mazeret (A.) [ معذرت ] özür. mazerethâh (A.-F.) [ معذرت خواه ] özür dileyen. mazhar (A.) [ 1 [ مظهر .ortaya çıkış yeri. 2.şereflenme, nail olma. mazhar olmak karşılaşmak, nail olmak. mâzi (A.) [ ماضی ] geçmiş, geçmiş zaman. mazlum (A.) [ 1 [ مظلوم .zulme uğramış. 2.sesiz sedasız. mazlumâne (A.-F.) [ مظلومانه ] mazlumca. mazlûmiyet (A.) [ 1 [ مظلوميت .mazlumluk, zulme uğramışlık. 2.sesiz sedasız olma. mazmaza (A.) [ مضمضه ] gargara. mazmaza yapmak gargara yapmak, ağızda su çalkalamak. mazmun (A.) [ 1 [ مضمون .kavram. 2.ince söz. maznun (A.) [ مظنون ] zanlı. maznun olmak zan altında kalmak. mazrub (A.) [ 1 [ مضروب .dövülen. 2.çarpılan. 285 mazruf (A.) [ 1 [ مظروف .kaba konulan. 2.zarflı. mâzu (F.) [ مازو ] mazı. mazûl (A.) [ معزول ] görevden alınmış, azledilmiş. mazul olmak görevden alınmak, azledilmek. mazur (A.) [ معذور ] özürlü. me’vâ (A.) [ مأوا ] sığınma yeri. me’yûs (A.) [ مأیوس ] umutsuz. me’yûs etmek umutsuz bırakmak. me’yûs olmak umudunu yitirmek. meâb (A.) [ مآب ] sığınma yeri. meâd (A.) [ 1 [ معاد .dönüş yeri. 2.ahiret. meâhiz (A.) [ مآخذ ] kaynaklar. meâl (A.) [ مآل ] anlam. meâric (A.) [ معارج ] merdivenler. meâsî (A.) [ 1 [ معاصی .isyanlar. 2.günahlar. meâyib (A.) [ معایب ] kusurlar, ayıplar. mebâd (F.) [ مباد ] sakın, aman sakın, olmaya. mebâdâ (F.) [ مبادا ] sakın, aman sakın, olmaya. mebâdî (A.) [ مبادی ] ilkeler, prensipler. mebâhis (A.) [ مباحث ] konular, bahisler. mebânî (A.) [ 1 [ مبانی .temeller. 2.yapılar, binalar. mebde’ (A.) [ 1 [ مبدأ .başlangıç noktası. mebde-i tarih [ مبدأ تاریخ ] tarih başlangıcı. 286 mebhas (A.) [ 1 [ مبحث .bölüm, fasıl. 2.bilim. mebhûs (A.) [ مبحوث ] bahsedilen. mebhût (A.) [ مبهوت ] şaşkın. meblağ (A.) [ 1 [ مبلغ .tutar. 2.para. mebnâ (A.) [ مبنی ] bina. mebnî (A.) [ 1 [ مبنی .dayanan. 2.bina edilmiş. mebsût (A.) [ مبسوط ] yaygın, açık. mebsûten (A.) [ مبسوطا ] yaygın olarak. mebus (A.) [ 1 [ مبعوث .gönderilmiş. 2.milletvekili. 3.ölümden sonra dirilen. mebzûl (A.) [ مبذول ] bol. mebzûlen (A.) [ مبذولا ] bolca. mebzûliyet (A.) [ مبذوليت ] bolluk. mec’ûl (A.) [ مجعول ] yapay. mecâl (A.) [ 1 [ مجال .güç, kuvvet. 2.fırsat. mecâlis (A.) [ مجالس ] meclisler. mecâmi (A.) [ مجامع ] toplantı yerleri. mecânîn (A.) [ مجانين ] mecnunlar, çılgınlar. mecbûr (A.) [ 1 [ مجبور .zorunlu. 2.zora koşulmuş. mecbûrî (A.) [ مجبوری ] zorunlu. mecbûriyet (A.) [ مجبوریت ] zorunluluk. meccânen (A.) [ مجانا ] parasız olarak. meccânî (A.) [ مجانی ] parasız. mecd (A.) [ مجد ] ululuk. mecelle (A.) [ مجله ] dergi. mechûl (A.) [ مجهول ] bilinmeyen. mechûlât (A.) [ مجهولات ] bilinmeyenler. mechûliyet (A.) [ مجهوليت ] bilinmezlik. mechûlünneseb (A.) [ مجهول النسب ] onun bunun çocuğu. mecîd (A.) [ مجيد ] ulu. meclis (A.) [ مجلس ] toplantı yeri. meclisefrûz (A.-F.) [ مجلس افروز ] meclisi aydınlatan, meclisi şenlendiren. meclûb (A.) [ 1 [ مجلوب .celbedilmiş. 2.aşık, tutkun. mecma’ (A.) [ مجمع ] toplantı yeri. mecmû’ (A.) [ مجموع ] toplam, tümü. mecmûa (A.) [ 1 [ مجموعه .dergi. 2.küçük risale veya farklı kitapların bir araya getirildiği eser. mecmûan (A.) [ مجموعا ] toplam olarak. mecnûn (A.) [ 1 [ مجنون .delice seven. 2.cinli. 3.Leyla’nın aşığı. mecnûnâne (A.-F.) [ مجنونانه ] çılğınca, delicesine. mecrâ (A.) [ 1 [ مجرا .su yatağı. 2.yol, güzergah. mecrûh (A.) [ مجروح ] yaralı. mecrûhîn (A.) [ مجروحين ] yaralılar. mecûsî (A.) [ مجوسی ] ateşperest, ateşe tapan. meczûb (A.) [ 1 [ مجذوب .cezbedilmiş. 2.Tanrı sevgisiyle cezbeye kapılan. 2.deli. med’uv (A.) [ مدعو ] davetli. med’uvvîn (A.) [ مدعوین ] davetliler. 288 medâfin (A.) [ مدافن ] mezarlar. medâr (A.) [ 1 [ مدار .yörünge 2.dönence. 3.vesile, vasıta. 4.yardımcı. medâric (A.) [ مدارج ] merdivenler. medâris (A.) [ مدارس ] medreseler. medd (A.) [ 1 [ مد .uzatma. 2.çekme. meddâh (A.) [ 1 [ مداح .çok öven. 2.meddah. meded (A.) [ مدد ] yardım, medet. mededhâh (A.-F.) [ مددخواه ] yardım isteyen. mededkâr (A.-F.) [ مددکار ] yardım eden, yardımcı. mededres (A.-F.) [ مددرس ] yardıma koşan, imdada koşan. medenî (A.) [ 1 [ مدنی .şehirli. 2.uygar. 3.görgülü. 4.Medineli. medenîleşmek uygarlaşmak. medeniyyet (A.) [ مدنيت ] uygarlık. medfa (A.) [ مدفع ] top. medfen (A.) [ مدفن ] mezar, defin yeri. medfû (A.) [ 1 [ مدفوع .çıkarılmış. 2.dışkı. 3.para kasasından çıkmış. medfûn (A.) [ مدفون ] gömülü, defnedilmiş. medfûn edilmek gömülmek. medh (A.) [ مدح ] övgü. medhal (A.) [ 1 [ مدخل .giriş. 2.giriş yeri. 3.başlangıç. 4.dehalet. medhaldâr (A.-F.) [ مدخلدار ] parmağı olan, müdahale etmiş olan. medhaldar bulunmak (A.-F.-T.) parmağı olmak; müdahalesi bulunmak. medhedilmek övülmek. 289 medhetmek övmek. medhiye (A.) [ مدحيه ] övgü. medhiyyât (A.) [ مدحيات ] övgüler. medhûş (A.) [ مدهوش ] dehşete kapılmış. medîd (A.) [ 1 [ مدید .uzun. 2.çekilmiş. medîde (A.) [ 1 [ مدیده .uzun. 2.çekilmiş. medîha (A.) [ مدیحه ] övgü şiiri, kaside. medîhagû (A.-F.) [ مدیحه گو ] övgü şairi, kaside şairi. medîne (A.) [ 1 [ مدینه .şehir. 2.Medine. medînetünnebî (A.) [ مدینة النبی ] Medine. medînetüsselam (A.) [ مدینة السلام ] Bağdat. medlûl (A.) [ مدلول ] kanıt olarak gösterilen. medresevî (A.) [ مدرسوی ] medrese ile ilgili. medrûs (A.) [ 1 [ مدروس .eski, yırtık pırtık. 2.ders olarak verilen. medyûn (A.) [ مدیون ] borçlu. mefâhîm (A.) [ مفاهيم ] mefhumlar. mefâhir (A.) [ مفاخر ] övünülecek şeyler. mefâsıl (A.) [ مفاصل ] eklemler. mefâtih (A.) [ مفاتيح ] anahtarlar. mefhar (A.) [ مفخر ] övünç kaynağı. mefhum (A.) [ مفهوم ] kavram. mefhûm olmak anlaşılmak. mefkûd (A.) [ 1 [ مفقود .kayıp. 2.yok olmuş. 290 mefkûd olmak 1.kaybolmak. 2.yok olmak. mefkûre (A.) [ مفکوره ] ülkü, ideal. mefkûrevî (A.) [ مفکوروی ] ülkü ile ilgili. meflûc (A.) [ مفلوج ] felçli. meflûc olmak felç olmak, kımıldayamaz hale gelmek. meflûciyet (A.) [ 1 [ مفلوجيت .felçlilik. 2.kıpırdayamama. mefrûş (A.) [ مفروش ] döşenmiş. mefrûşat (A.) [ مفروشات ] döşeme. mefrûz (A.) [ مفروز ] ayırılmış. mefrûz (A.) [ مفروض ] farzedilmiş. meftûh (A.) [ 1 [ مفتوح .açık. 2.fethedilmiş. 3.fethalı. meftûn (A.) [ مفتون ] tutkun, aşık. meftûn etmek aşık etmek. meftûn olmak aşık olmak, tutulmak. meftûniyet (A.) [ مفتونيت ] tutkunluk. meger (F.) [ 1 [ مگر .meğer. 2.oysa. meges (F.) [ مگس ] sinek. meğâk (F.) [ 1 [ مغاک .çukur. 2.mezar. meh (F.) [ مه ] ay. mehâbet (A.) [ مهابت ] heybetlilik. mehâlik (A.) [ مهالک ] tehlikeli yerler. mehâr (F.) [ مهار ] yular, dizgin. mehaz (A.) [ مأخذ ]] kaynak. 291 mehbil (A.) [ مهبل ] rahim yolu. mehd (A.) [ مهد ] beşik. mehekk (A.) [ محک ] mihenk taşı. mehîb (A.) [ مهيب ] heybetli. mehl (A.) [ مهل ] süre tanıma. mehleke (A.) [ مهلکه ] tehlikeli yer. mehlikâ (F.-A.) [ مه لقا ] ay yüzlü, güzel yüzlü. mehpare (F.) [ 1 [ مه پاره .ay parçası. 2.güzel yüzlü. mehpeyker (F.) [ مه پيکر ] güzel yüzlü, parlak yüzlü. mehr (A.) [ مهر ] mehir. mehrû (F.) [ مهرو ] ay yüzlü, güzel yüzlü. mehtâb (F.) [ مهتاب ] mehtap, ay ışığı. mehûz (A.) [ مأخوذ ] alınmış. mehveş (F.) [ 1 [ مهوش .ay gibi, ay kadar güzel. 2.güzel yüzlü. mekân (A.) [ 1 [ مکان .yer. 2.ev. mekâre (A.) [ مکاره ] kiralık binek veya yük hayvanı. mekâreci (A.-T.) binek veya yük hayvanı kiralayan. mekârim (A.) [ مکارم ] cömertlikler. mekâtîb (A.) [ مکاتيب ] mektuplar. mekâtib (A.) [ مکاتب ] okullar. mekâtib-i âliye [ مکاتب عاليه ] yüksekokullar. mekâtib-i askeriye [ مکاتب عسکریه ] askerî okullar. mekhûl (A.) [ مکحول ] sürmeli. 292 meknûn (A.) [ 1 [ مکنون .dizili. 2.gizli. mekr (A.) [ مکر ] hile. mekrûh (A.) [ مکروه ] iğrenç. meks (A.) [ مکث ] duralama, duraklama. meksur (A.) [ مکسور ] kırık. mekşûf (A.) [ مکشوف ] keşfedilmiş. mekteb (A.) [ 1 [ مکتب .okul. 2.ekol. mekteb-i âlî [ مکتب عالی ] yüksekokul. mekteb-i harbiye [ مکتب حربيه ] harp okulu. mekteb-i i’dâdî [ مکتب اعدادی ] lise. mekteb-i ibtidâî [ مکتب ابتدائی ] ilkokul. mekteb-i rüşdî [ مکتب رشدی ] ortaokul. mekteb-i sultânî [ مکتب سلطانی ] Galatasaray Lisesi. mektep (A.) [ مکتب ] okul. mektub (A.) [ 1 [ مکتوب .yazılı. 2.mektup. mektûbat (A.) [ مکتوبات ] mektuplar. mektûbî (A.) [ مکتوبی ] valilik özel kalem müdürü. mektûm (A.) [ مکتوم ] gizli. melabe (A.) [ ملعبه ] oyuncak. melâbis (A.) [ ملابس ] giysiler. melah (F.) [ ملخ ] çekirge. melahat (A.) [ ملاحت ] yüz güzelliği. melâhide (A.) [ ملاحده ] dinsizler, tanrıtanımazlar. 293 melâik (A.) [ ملائک ] melekler. melâike (A.) [ ملائکه ] melekler.) melâl (A.) [ ملال ] sıkıntı, usanma. melalli (A.-T.) sıkıntılı. melanet (A.) [ ملعنت ] melunluk. melce (A.) [ ملجأ ] sığınak, sığınacak yer. melekât (A.) [ ملکات ] yetiler. meleke (A.) [ ملکه ] yeti. meleksîmâ (A.) [ ملک سيما ] melek yüzlü güzel. melekût (A.) [ ملکوت ] ruhlar alemi. melfûfen (A.) [ ملفوفا ] ilişikte. melhûz (A.) [ ملحوظ ] düşünülen, öngörülen. melik (A.) [ ملک ] padişah. mellah (A.) [ ملاح ] gemici. melsûk (A.) [ ملصوق ] yapışık. melûf (A.) [ مألوف ] alışık. melun (A.) [ ملعون ] lanet olası. memâlik (A.) [ 1 [ ممالک .ülkeler. 2.topraklar, diyarlar. memât (A.) [ ممات ] ölüm. memduh (A.) [ ممدوح ] övülmüş. memer (A.) [ ممر ] geçit. memhûr (A.) [ ممهور ] mühürlü. memleket (A.) [ 1 [ مملکت .ülke. 2.şehir. 294 memlûk (A.) [ مملوک ] köle. memnû (A.) [ ممنوع ] yasak. memnûa (A.) [ ممنوعه ] yasak. memnûiyet (A.) [ منوعيت ] yasak olma hali. memnûn (A.) [ 1 [ ممنون .mutlu, razı. 2.sevinçli.
|
memnun etmek 1.mutlu edilmek, razı edilmek. 2.sevindirilmek. memnuniyet (A.) [ ممنونيت ] memnunluk. memûl (A.) [ مأمول ] umulan, beklenilen. memur (A.) [ 1 [ مأمور .görevli. 2.devlet memuru. memurîn (A.) [ مأمورین ] memurlar, görevliler. memûriyet (A.) [ مأموریت ] memurluk. memzuc (A.) [ ممزوج ] karışık. men (F.) [ من ] ben. men’ (A.) [ 1 [ منع .engel olma, alıkoyma. 2.engel olunma, alıkonulma. 3.yasaklama. 4.yasaklanma. men’ edilmek yasaklanmak. men’ etmek 1.engel olmak, alıkoymak. 2.yasaklamak. men’ olunmak yasaklanmak. menâbi’ (A.) [ منابع ] kaynaklar. menâfi’ (A.) [ منافع ] menfaatler, çıkarlar, yararlar. menâkıb (A.) [ مناقب ] menkıbeler, övgüye değer özellikler. menâm (A.) [ 1 [ منام .uyku. 2.rüya. menâre (A.) [ مناره ] minare. 295 menâsıb (A.) [ مناصب ] makamlar. menâtık (A.) [ مناطق ] bölgeler. menâzır (A.) [ مناظر ] manzaralar. menâzil (A.) [ 1 [ منازل .konaklar. 2.aşamalar. menba (A.) [ 1 [ منبع .kaynak. 2.pınar. menfâ (A.) [ منفی ] sürgün. menfaat (A.) [ منفعت ] çıkar, yarar. menfaatperest (A.-F.) [ منفعت پرست ] çıkarcı. menfâlık (A.-T.) sürgün hayatı. menfez (A.) [ منفذ ] nüfuz etme yeri, delik, yarık, giriş veya çıkış yolu. menfî (A.) [ 1 [ منفی .olumsuz. 2.hep olumsuz düşünen, her şeye olumsuz yaklaşan. 3.sürgüne gönderilmiş. menfur (A.) [ منفور ] nefret edilen. menhî (A.) [ منهی ] yasaklanmış. menhiyat (A.) [ منهيات ] yasaklar. menhus (A.) [ منحوس ] uğursuz. meni (A.) [ منی ] sperma. menî (F.) [ منی ] benlik. menî’ (A.) [ منيع ] aşılmaz, sarp, geçit vermez. menkabe (A.) [ منقبه ] ünlü kişilerin yaşamlarına ilişkin ve çoğu gerçekle bağdaşmaz öyküler. menkûha (A.) [ منکوحه ] nikahlı hanım, eş. menkul (A.) [ 1 [ منقول .nakledilen. 2.anlatılan, rivayet edilen. menkûş (A.) [ منقوش ] nakışlı, işlemeli, desenli. 296 mensûb (A.) [ منصوب ] nispet edilen, ait, bağlı. mensûbîn (A.) [ منصوبين ] mensuplar. mensubiyet (A.) [ منصوبيت ] mensup olma, bağlı olma. mensûc (A.) [ منسوج ] dokunmuş. mensûcât (A.) [ 1 [ منسوجات .dokumalar. 2.dokuma sektörü. mensûh (A.) [ منسوخ ] hükümsüz. mensûr (A.) [ منثور ] düzyazı. menşe (A.) [ منشا ] köken.. menşur (A.) [ 1 [ منشور .ferman. 2.prizma. menus (A.) [ 1 [ مأنوس .alışılmış. 2.alışkın. menût (A.) [ منوط ] bağlı. menzil (A.) [ 1 [ منزل .konak. 2.ev. 3.bir günde gidilebilen yol. menzil alınmak yol alınmak. menzil almak yol almak. menzilgâh (A.-F.) [ منزلگاه ] konak yeri. mer’î (A.) [ مرئی ] yürürlükte, geçerli. mera (A.) [ مرعی ] otlak. merâkiz (A.) [ مراکز ] merkezler. merâm (A.) [ مرام ] amaç, anlatılmak istenen şey. merâret (A.) [ مرارت ] acılık. merâsî (A.) [ مراثی ] ağıtlar, mersiyeler. merâsim (A.) [ 1 [ مراسم .törenler. 2.tören. merâtib (A.) [ مراتب ] rütbeler, mertebeler. 297 merbut (A.) [ مربوط ] bağlı. merbûtiyet (A.) [ 1 [ مربوطيت .bağlılık. 2.düşkünlük, aşırı ilgi. mercân (A.) [ مرجان ] mercan. merci (A.) [ مرجع ] başvuru yeri. merd (F.) [ 1 [ مرد .adam. 2.yiğit. merdâne (F.) [ مردانه ] yiğitçe. merdiven (F.) [ نردبان ] merdiven. merdûd (A.) [ مردود ] reddedilmiş, kabul edilmemiş. merdum (F.) [ 1 [ مردم .insan. 2.halk. 3.gözbebeği. merdumharlık (F.-T.) insan eti yeme, yamyamlık.. merdüm (F.) [ 1 [ مردم .insan. 2.halk. 3.gözbebeği. merdümek (F.) [ مردمک ] gözbebeği. merdümgiriz (F.) [ مرمگریز ] insanlardan kaçan. merdümhar (F.) [ مردم خوار ] insan yiyen, yamyam. merdümî (F.) [ 1 [ مردمی .insanlık. 2.yiğitlik. meremmet (A.) [ مرمت ] onarım. meremmet etmek onarmak. merg (F.) [ مرگ ] ölüm. mergub (A.) [ مرغوب ] rağbet edilen, aranılan, istenilen. merhale (A.) [ 1 [ مرحله .aşama. 2.konak, menzil. merhamet (A.) [ مرحمت ] acıma. merhamet etmek acımak. merhametli (A.-T.) acıyan. 298 merhametsiz (A.-T.) acımasız. merhem (A.) [ مرهم ] pomad, yara kremi. merhemsâz olmak çare bulmak. merhûm (A.) [ مرحوم ] (erkek) ölü. merhûme (A.) [ مرحومه ] (bayan) ölü. merhun (A.) [ 1 [ مرهون .rehinli, ipotekli. 2.zamana bağlı, bir şeye bağlı. merih (A.) [ مریخ ] Mars. merkad (A.) [ مرقد ] mezar. merkeb (A.) [ 1 [ مرکب .binit. 2.eşek. merkum (A.) [ مرقوم ] adı geçen, anılan; yazılmış. merkûz (A.) [ مرکوز ] dikili, dikilmiş. mermi (A.) [ مرمی ] kurşun. mermûz (A.) [ 1 [ مرموز .gizemli. 2.rumuzlu. merrât (A.) [ مرات ] defalar. merre (A.) [ مره ] defa. mersiye (A.) [ مرثيه ] ağıt, mersiye. mertebe (A.) [ 1 [ مرتبه .derece. 2.miktar. merzagî (A.) [ مرزغی ] bataklık. merzüban (F.) [ 1 [ مرزبان .sınır muhafızı. 2.sınır beyi. mesâ (A.) [ مسا ] akşam. mesâcid (A.) [ مساجد ] mesçitler. mesafe (A.) [ مسافه ] uzaklık. mesâha (A.) [ مساحه ] ölçüm. 299 mesai (A.) [ مساعی ] çalışma, çalışmalar. mesâib (A.) [ مصائب ] musibetler. mesâil (A.) [ مسائل ] meseleler. mesâkîn (A.) [ 1 [ مساکن .yoksullar. 2.miskinler. mesâkin (A.) [ مساکن ] konutlar. mesâme (A.) [ مسامه ] derideki küçük delikler. mesârif (A.) [ مصارف ] harcamalar. mesâvî (A.) [ مساوی ] kötülükler. mescid (A.) [ مسجد ] mesçit. mesdûd (A.) [ مسدود ] kapalı, set çekili, tıkalı. mesel (A.) [ 1 [ مثل .örnek. 2.özlü söz. 3.öğretici hikaye. meselâ (A.) [ مثلا ] örneğin. mesele (A.) [ 1 [ مسئله .mesele, konu. 2.sorun. 3.problem. meserrât (A.) [ مسرات ] sevinçler. meserret (A.) [ مسرت ] sevinç. mesh (A.) [ مسخ ] silme, sıvama. meshetmek silmek, sıvamak. meshûr (A.) [ مسحور ] büyülenmiş. meshûr etmek büyülemek. meshûr olmak büyülenmek. mesîh (A.) [ مسيح ] İsa. mesîhî (A.) [ مسيحی ] Hıristiyan. mesîhiyyet (A.) [ مسيحيت ] Hıristiyanlık. 300 mesîr (A.) [ 1 [ مسير .seyir yeri. 2.güzergah. mesîre (A.) [ مسيره ] gezinti yeri. mesken (A.) [ مسکن ] konut. mesken etmek yurt tutmak. mesken ittihaz etmek (A.-T.) yurt tutmak, mesken edinmek. meskenet (A.) [ مسکنت ] miskinlik. meskûkât (A.) [ مسکوکات ] madenî paralar, sikkeler. meskûn (A.) [ مسکون ] yerleşilmiş, iskan edilmiş. meslah (A.) [ مسلخ ] mezbaha. meslek (A.) [ 1 [ مسلک .yol, tarz. 2.sistem. 3.uğraşı, meslek. meslûl (A.) [ مسلول ] veremli. mesmû (A.) [ مسموع ] duyulan, işitilen. mesmûat (A.) [ مسموعات ] duyulanlar, işitilenler. mesmûm (A.) [ مسموم ] zehirli. mesned (A.) [ 1 [ مسند .dayanak. 2.makam. mesnevîhan (A.-F.) [ مثنوی خوان ] mesnevi okuyan. mesruk (A.) [ مسروق ] çalınmış. mesrûr (A.) [ مسرور ] sevinçli. mesrûrane (A.-F.) [ مسرورانه ] sevinçle. messah (A.) [ مساح ] ölçümcü. mest (F.) [ مست ] sarhoş, mest. mestâne (F.) [ مستانه ] sarhoşça. mestî (F.) [ مستی ] sarhoşluk. 301 mest-i harâb (F.-A.) [ مست خراب ] körkütük sarhoş. mest-i harâb olmak körkütük sarhoş olmak. mestûr (A.) [ مستور ] örtülü, gizli, kapalı. mestûr (A.) [ مسطور ] yazılı. mesud (A.) [ 1 [ مسعود .mutlu, saadetli. 2.kutlu. mesûdâne (A.-F.) [ مسعودانه ] mesutça, bahtiyarlıkla. mesuliyet (A.) [ مسئوليت ] sorumluluk. meş’al (A.) [ مشعل ] meşale. meş’um (A.) [ مشئوم ] uğursuz, şom. meş’ûr (A.) [ مشعور ] bilinçli, şuurlu. meşâgil (A.) [ مشاغل ] uğraşlar. meşâhîr (A.) [ مشاهير ] ünlüler. meşâil (A.) [ مشاعل ] meşaleler. meşakkat (A.) [ مشقت ] sıkıntı, güçlük. meşakkat çekmek sıkıntı çekmek, güçlüğe katlanmak. meşâmm (A.) [ مشام ] burun. meşârık (A.) [ مشارق ] doğular. meşâyih (A.) [ مشایخ ] şeyhler. meşbû (A.) [ 1 [ مشبوع .dolu. 2.tok, doygun. meşcer (A.) [ مشجر ] ağaçlık. meşcere (A.) [ مشجره ] ağaçlık. meşgale (A.) [ مشغله ] uğraşı. meşgûliyet (A.) [ مشغوليت ] iş güç. 302 meşhed (A.) [ مشهد ] şehit düşülen yer. meşher (A.) [ مشهر ] sergi, sergilenen yer. meşhûd (A.) [ مشهود ] görülmüş, gözlenmiş. meşhûd olmak görülmek, gözlenmek. meşhûn (A.) [ مشحون ] dolu. meşhûr (A.) [ مشهور ] ünlü, tanınmış, bilinen. meşîhat (A.) [ 1 [ مشيخت .şeyhlik. 2.şeyhlik makamı. meşk (A.) [ 1 [ مشق .yazı örneği. 2.temrin. meşk (F.) [ مشک ] kırba. meşkûk (A.) [ مشکوک ] şüphe götürür. meşkûkiyyet (A.) [ مشکوکيت ] şüphe götürme. meşkûr (A.) [ مشکور ] övülen, beğenilen. meşreb (A.) [ 1 [ مشرب .yaratılış, tabiat. 2.içme yeri. meşrebe (A.) [ مشربه ] maşrapa. meşrû (A.) [ مشروع ] yasal. meşrûbât (A.) [ مشروبات ] içilecek şeyler. meşrûh (A.) [ مشروح ] açıklanmış, şerhedilmiş. meşrûhât (A.) [ مشروحات ] açıklamalar. meşrûiyyet (A.) [ مشروعيت ] yasallık. meşrût (A.) [ مشروط ] koşullu. meşrut olunmak şart koşulmak. meşşâte (A.) [ مشاطه ] gelin süsleyen. meşveret (A.) [ مشورت ] danışma. 303 meşveret etmek danışmak. metâ (A.) [ متاع ] mal, eşya. metâli (A.) [ مطالع ] doğuş yerleri. metânet (A.) [ متانت ] dayanıklılık. metbû (A.) [ متبوع ] uyulan, izinden gidilen, tâbi olunan. metin (A.) [ متين ] sağlam, dayanıklı. metn (A.) [ متن ] yazıya dökülmüş bilgi. metremik’ab (A.) [ مترو مکعب ] metreküp. metrûk (A.) [ متروک ] terkedilmiş. metrûkat (A.) [ متروکات ] miras olarak bırakılanlar, geride bırakılanlar. metrûkiyete uğramak (A.-T.) terkedilmek, metruk bırakılmak. mev’ize (A.) [ موعظه ] öğüt. mev’ûd (A.) [ 1 [ موعود .vaat edilmiş. 2.vadeli. mevâd (A.) [ مواد ] maddeler. mevârid (A.) [ موارد ] konular, hususlar, yerler. mevc (A.) [ موج ] dalga. mevce (A.) [ موجه ] dalga. mevcûd (A.) [ 1 [ موجود .var. 2.hazır. 3.varlık. mevcûdât (A.) [ موجودات ] varlıklar. mevcûdiyet göstermek varlık göstermek. mevcûdiyyet (A.) [ موجودیت ] var olma, varlık. meveddet (A.) [ مودت ] sevgi. mevhibe (A.) [ موهبه ] bağış. 304 mevhûm (A.) [ موهوم ] vehmedilmiş, asılsız, kuruntuya dayalı. mevki (A.) [ 1 [ موقع .durum, konum. 2.yer. mevkib (A.) [ موکب ] alay, kafile. mevkif (A.) [ 1 [ موقف .durak. 2.istasyon. mevki-i rüchan (A.-F.) [ موقع رجحان ] tercih mevkii. mevkûf (A.) [ موقوف ] vakfedilmiş. mevkufleh (A.) [ موقوف له ] vakfeden. mevlâ (A.) [ 1 [ مولی .Tanrı. 2.efendi. 3.velî. 4.köle azat eden. mevlid (A.) [ 1 [ مولد .doğum yeri, doğuş yeri. 2.mevlüt. mevsuk (A.) [ موثوق ] güvenilir, belgeye dayanan. mevsûkiyet (A.) [ موثوقيت ] güvenilirlik, belgeye dayanma. mevsûm (A.) [ موسوم ] adlandırılmış. mevt (A.) [ موت ] ölüm. mevtâ (A.) [ موتا ] ölüler. mevtâî (A.) [ موتائی ] ölümcül. mevtın (A.) [ موطن ] yurt. mevzi (A.) [ موضع ] yer. mevzi’î (A.) [ موضعی
|